thko haymanaspor

1989’dan bir futbol trajedisi: THKO Haymanaspor

İsmail Sarp Aykurt


Türkiye'nin futbol tarihi bir hayli ilginçtir. Futbol oynamak isteyenlerin başına olmadık işlerin geldiği bir ülkeyizdir biraz. Abdülhamit zamanında kapatılır, gözaltına alınırız meşin yuvarlak uğruna. Stadyumlara girmesi yasaklanan ancak kahvehaneleri bir stadyum olarak kullanan insanların öyküsüdür Türkiye’de futbol… Bu yüzden beşeridir, toplumsaldır. Hatta trajikomiktir, THKO Haymanaspor gibi... Ancak futbol, ülkeye giriş yaptığından beri çok sevilen, tercih ve icra edilen bir spor dalı olmuştur bu coğrafyada. Mesela futbol, ülke içerisine ilk yerleşmeye adım attığı dönemlerde meydan okumanın bir aracı olarak görülmüş ve bu durum, üstün güç (düvel-i muazzama) olarak görülen yabancılara kafa tutabilmenin bir aracı olarak kodlanmıştır kimi zamanlar.

Yukarıda adını andığımız Haymanaspor'un hazin öyküsünü ekstra ve trajikomik mazisinde görmek olanaklıdır. Türkiye'de bir futbol kulübünün aldığı forma reklamı nedeniyle "komünizm propagandası yapmak" suçundan soruşturma geçirdiği bu tuhaf olay, Mayıs 1989'da yaşanmıştır. Soruşturma geçiren kulüp, Ankara Amatör Küme ekibi Haymanaspor'dur. Buraya kadar her şey normal görünse de şimdilerde baştan sona sponsorlarla dolu bir futbol dünyasında yaşayan bizler için bunu şu an duymak şaşırtıcı oluyor gerçekten. Akademisyen Kurthan Fişek'in şu sözleri Haymanaspor’un yaşadığı trajik öykünün adeta altını doldurmaktadır:

“Türkiye’de spor ve spor yönetiminin tarihi, son tahlilde, Türkiye’nin toplumsal, ekonomik, siyasal ve yönetsel tarihidir.”

Aslında burada trajik olan Haymanaspor’da değildir, toplumsal algıların nasıl yönlendirilebildiğidir futbol ile… O yüzden diyoruz ya, futbol gündelik yaşamın ta kendisidir diye…

THKO : Turistik Haymana Kaplıcaları Otobüsleri

Konumuza dönersek, Haymanaspor Kulübü 1988'in Haziran ayında forma reklamı almak için yerel bir firmayla anlaşır. Sponsorluk konusunda anlaşma sağlanılan şirketin kısaltma ve isminin de kullanıldığı forma ile yaklaşık bir sene boyunca maçlara çıkan Haymanaspor herhangi bir sorunla karşılaşmaz. Ancak Mayıs 1989'a gelindiğinde sade bir vatandaşın dikkati kulübün başına bir hayli iş açacaktır. Haymanaspor'un anlaştığı firmanın ismi Turistik Haymana Kaplıcaları Otobüsleri'dir. Kısaltması da THKO'dur. Yani, bu isim o dönem kurulan sol örgüt Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu'nun kısaltmasıdır. O dönemlerde oynanılan ve PTT ile THKO Haymanaspor arasındaki lig maçını izlemeye gelen seyircilerden birisi bu ilginç benzerliği fark eder. Fark etmekle kalmaz, konu bir ihbarlık meseleye dönüşür. Bilemiyorum, bu kişi, PTT fanatiği rakip bir taraftar mıdır yoksa 'sağduyulu' bir vatandaş mı?

Bu kısaltma, bir sol örgüt olan ve Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının 1970’li yıllarda önderliğini yaptıkları ve fakat yıllardır sesi çıkmayan, varlığı dahi kuşkulu olan THKO propagandasının yapıldığını aklına getirir vatandaşın. Bu da tüm sorunların başlangıç noktası olur. Suç duyurusunda bulunan bu vatandaş, THKO Haymanaspor’un başına dert çıkarır. Savcılık talimatıyla kulüp başkanı İhsan Balcı, ikinci başkan Ömer Saraç ve bazı futbolcular enterne edilirler ve ilçe emniyet müdürlüğüne getirilirler. Futbol maçı sahada başlar ama bu kez farklı bir şekilde karakola taşınır. İlerleyen zamanlarda bu olayı BBC kanalı bile konu yapacaktır.

Yöneticilerin evleri ve işyerleri de bu kapsamda aranır, malzemelerin ya da diğer şeylerin suç unsuru taşıyıp taşımadığının anlaşılması için ise bir örnek olarak takım formaları incelenmeye alınır; siyasi şubeye gönderilir. İfadeleri alınan yöneticiler ise serbest bırakılmıştır ancak terör örgütlerinin propagandasının yapılması kapsamında değerlendirilen bu olay, Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne (DGM) gönderilir ve hemen soruşturma başlatılır. O dönemlerdeki usul böyledir. Ancak hukuk ne kadar işler yine değerlendirmek gerekir. Çünkü olay gerekli mercilere daha yeni intikal etmişken, ortada henüz bir ‘suçluluk’ kararı kesinleşmemişken kulüp yöneticileri suçlu ilan edilir ve durum kamuoyuna bu şekilde yansır. Hani derler ya ‘Kralı kral yapan kamuoyudur’ diye; aslında oluşan bu kamuoyu baskısı yöneticileri çoktan suçlu ilan etmiştir.

Azizlik mi hışım mı?

Derler ki özetle, başkan ve yöneticilerin her ne hikmetse bu yaptıklarının reklam amacıyla yapıldığı reddedilerek, buna dair devlet nezdinde bir karar ya da izin olmadığı vurgulanmış ve kulüp tarafından yaklaşık bir yıldır kullanılan bu forma ve benzeri her ne varsa ve reklam olduğu söylenen bu kısaltma için hiçbir kuruluştan bir nüsha ya da kopya alınmadığı ortaya konmuştur. Tespit edilen budur ve bu karar takımın yaşadığı korkuyu ve şaşkınlığı arttırır. Ankara’nın amatör futbol takımı Haymanaspor, Turistik Haymana Kaplıcaları Otobüsleri’nin, şaka gibi de olsa, azizliğine uğramıştır. Devletin hışmı da üstüne ilave olmuştur.

Medyatikleşen ve azımsanmayacak bir kamuoyu baskısına da meze edilen THKO Haymanaspor Kulübü bu durumu nasıl göğüsleyeceğini düşünür ve akıllara şimdilerde de çok kullanılan bir yöntem gelir. Haymanaspor çok yaratıcı olmayan ama işlevsel olabileceği düşünülen bir yöntem olan maça Türkiye bayraklarıyla çıkma kararı alır. Hatırlanacaktır, kamuoyu baskısına maruz kalan ve Ankara Valiliği'nden gelen ‘dehşet verici’ açıklamaya katlanmaya çalışan kulüp, belki Türkiye bayraklarının da yarattığı etki ile gelen takipsizlik kararı sonucunda rahat bir nefes alır. Kaos yaklaşık bir hafta sürer. Hemen akabinde savcılık ise durumu ‘dikkatsizlik’ olarak yorumlar, kasıtlı bir şey olmadığını ifade eder ve takipsizlik kararı verilir. Gerçi takipsizlik kararı verilir de, bu olaydan da anlaşılacağı üzere hep bir ‘takip eden’ vardır.

İşte, Türkiye’de futbol biraz da böyledir. Futbolda, turistik bir otobüs sizi alır karakola kadar götürür! Trajik ama komiktir ve her zaman yeni şeylere gebedir. Anlık yaşanır ve hızlıca unutulup, güncellenir. Haymanaspor ise koskocaman bir evrenin küçük bir örneklemidir sadece. Şimdilerde sade vatandaşın yaptığını ise galiba Video Hakem Sistemi (VAR) üstlenmektedir. Özetle futbol bizde en çok ‘takip edilen’ spor dalı olmayı devam ettirmektedir.