Filozoflar Maçı

Filozoflar Maçı: Dünyayı yorumlamak mı değiştirmek mi?

Utku Gel


‘’Futbol, zekâ işi midir?’’ sorusu tartışılan bir konu oldu. Kimileri, ‘Antrenmanlar, taktikler, akıl dolu paslar…’ derken kimileri de ‘futbol zekâsı’nın beceri ve oyunu okumanın birleşimi olduğunu, bunun da motor gelişimle bağlantısı olduğu söyledi. Belki de ‘futbol zekâsı’ her iki yaklaşımın harmanlanmasıdır ya da Johan Cruyff’un dediği gibidir:

‘’Futbol beyinle oynanan bir oyundur, ayaklar ona eşlik eder.’’

Cruyff haklı, futbolun beyinle kesinlikle ilişkisi var. Hatta beynin davranış ve düşünceler üzerindeki etkisine de bakmak lazım. Burada devreye sinirbilim giriyor. The Guardian’da yayımlanan ve Tifosi Blog ekibinin çevirdiği içerikte Arsene Wenger, sinirbilim ile ilgili şunu söylüyor:

‘’Sıradaki devrim, sinirbilim dalında gerçekleşecek. Niye mi? Çünkü fiziksel hızı geliştirebileceğimiz kadar geliştirdik zaten. Bir sonraki adım karar verme hızını arttırmak olacak. Uygulama hızı artarken uyum yakalamak için gereken süre azalacak. Sinirbilimi de burada devreye girecek. Son 10 yılda oyuncuların hızı ve gücü artınca herkes sprinter kesildi. Sıradaki adım kesinlikle fiziksel hızdan ziyade beyin hızını arttırmak olacak.’’

Komedinin efsanesi: Monty Python

Yukarıdaki girizgâhtan sonra gelelim düşünen ve/veya değiştirmek isteyen filozofların maçına… Bir kurgudan ibaret olsa da ‘Filozoflar Maçı’ oldu. Bu kurgu, Monty Python imzası taşıyor. Maça geçmeden önce Monty Python’a parantez açmamız gerekiyor.

İngiltere’nin önemli üniversitelerinde eğitim almış Terry Jones, Michael Palin, John Cleese, Eric Idle, Graham Chapman ve Terry Gilliam’dan oluşan Monty Python ekibi 1969’da BBC’de komedi programı/skeçleri yapmaya başlar. Programın adı ise, Monty Python’ın Uçan Sirki (Monty Python’s Flying Circus) olarak belirlenir.

Program kısa sürede ses getirir ve şöhreti ülke sınırlarını aşar. 4 sezon boyunca yayınlanan program adını komedi tarihine altın harflerle yazdırır. Öyle ki Monty Python ekibi uzun metrajlı filmlere de imza atar. Ancak 1974’te Monty Python’ın Uçan Sirki sona erer ve ekibin üyeleri bireysel işlere yönelir. Bunlar önemli işler olsa da bir ekip işi olan Monty Python’ın Uçan Sirki gibi ses getirmez.

İşte o ekip dağılmadan önce, ülkede ve dünyada önemli bir yer tutan futbolu da programda konu edinmiştir. Ama çok farklı bir şekilde!

Yeşil sahadaki isimler: Marx, Hegel, Demokritos, Epikuros…

Monty Python’ın Uçan Sirki’nin 18 Aralık 1972'de yayınlanan bölümünde ‘Filozoflar Maçı’ (Monty Python's Philosopher's Football Match) işlenir. Bu bir final maçıdır ve sahada Almanya ile Yunanistan vardır. Başka bir ifade ile Almanya’nın modern felsefecileri ile Yunanistan’ın antik düşünürleri final maçında karşı karşıyadır. Felsefi tartışmaları ve filozofların dünyayı yorumlama yaklaşımını komedi unsurları ile anlatan kısa bir skeçtir bu.

Almanya sahaya Gottfried Leibniz, Immanuel Kant, Georg Hegel (c), Arthur Schopenhauer, Friedrich Schelling, Franz Beckenbauer, Karl Jaspers, Karl Schlegel, Ludwig Wittgenstein, Friedrich Nietzsche ve Martin Heidegger 11’iyle çıkar. ‘’Hepsi tamam da Franz Beckenbauer ne alaka?’’ diyorsanız, zaten o da olayı anlamış değil! Çizgi kenarında elinde bir kitap, tahminen ‘Das Kapital’, ile ısınan Karl Marx ise maçın sonuna doğru hücumcu olarak Wittgenstein’ın yerine girer.

Rakip Yunanistan’da ise ilk 11 şu isimlerden oluşur: Platon, Epiktetos, Aristoteles, Sofokles, Empedokles, Plotinus, Epikuros, Herakleitos, Demokritos, Sokrates (c), Arşimet.

St. Augustinus ile Aquinalı Thomas’ın yan hakem olduğu maçta orta hakem görevini de Konfüçyüs üstlenir. Konfüçyüs, başlama işaretini verir ancak top olduğu yerde durur. Zaten sahada da koşan filozof yoktur. Hepsi düşünmekte ve kendi kendine söylenmektedir. Ancak dakika 89’da Arşimet’in aklına bir fikir gelir. ‘Evreka’ diye bağırdıktan sonra orta saha çizgisinde duran topu alarak hücuma kalkan Arşimet’in asistiyle Sokrates fileleri havalandırır. Kupayı, Almanya’yı 1-0 yenen Yunanistan kazanır.

Yani ‘Filozoflar Maçı’, ‘’Futbol basit bir oyundur. Zor olan onu basit oynamaktır.’’ diyen Johan Cruyff’u haklı çıkarmıştır. Öte yandan, ‘’Futbol, herkesin oynadığı ama sonunda Almanların kazandığı bir oyundur.’’ diyen Gary Lineker’e de bir mesaj vermiş olabilir.

‘Filozoflar Maçı’ videosunu izleyebilirsiniz, alt yazı da mevut: