nazım hikmet futbol

Nazım Hikmet’in derbi izlenimi: Ortalıkta bir düşünce hürriyeti…

Utku Gel


Nazım Hikmet, bir dostunun zoruyla 19 Nisan 1936’da Taksim Stadyumu’na, Fenerbahçe - Galatasaray derbisini izlemeye gider. Fenerbahçe’nin 1-0 kazandığı bu maçtan izlenimlerini ise Akşam'da kaleme alır. Nazım Hikmet'in 'Bir Maç Seyrettim' başlıklı yazısını hiçbir değişiklik yapmadan aynen yayınlıyoruz.

“Geçen gün bir dostum dayattı, ‘‘İlle de gidip Fenerbahçe-Galatasaray maçını seyredelim’’ dedi. Ben de kıramadım dostumu, gittim maçı seyrettim.

Futbol maçı denilen şey dört bir yanında binlerce insanın toplandığı bir meydanda yapılıyor. Meydana, teker teker saydım, 22 delikanlı çıkarılıyor. On birinin üstünde sarı kırmızı yollu yollu gömlekler, öteki on birindeyse lacivert sarı fanilalar. Ama yirmi ikisi de kısa pantolonlu ve kocaman ayakkabılı.

Meydanın iki başında iki kale var. Mesele, topu bu kale denilen direklerin arasından geçirmekmiş.

Her ne hal ise, okuyucularımızın çoğu bu hususta benden çok bilgili oldukları için fazla tafsilat vermeyelim.

Birdenbire bir düdük öttü ve oyun başladı.

Yirmi iki delikanlı kan ter içinde ha babam ha koşuyorlar.

Toptan ziyade basıyorlar tekmeyi, atıyorlar çelmeyi, vuruyorlar kakmayı birbirine. Bir taraf, ‘‘Topu ille de ben sokacağım sizin kaleye’’ diyor; öte taraf ‘‘Hayır, bu marifeti ben göstereceğim!’’ iddiasında...

Ne yalan söyleyeyim bu hengâmede ben de heyecanlanmadım değil.

Fakat benim heyecanlanmam, etraftaki binlerce seyircinin coşkunluğu yanında devede kulak kabilinden.

Oyunu seyredenler ikiye bölünmüşler. Her biri kendi partisinin çocuklarını teşvik eder, düşman tarafa küfürü basar bir durumda.

Herkes istediğini söylüyor. Herkes dilediği gibi bağırıp çağırıyor. Ortalıkta bir söz, bir düşünce hürriyeti, alabildiğine…

Bu işin birçok tarafları hoşuma gitmedi, dersem yalan söylemiş olurum. Muayyen bir manada, demokrasiyi anlamak isteyenler Taksim Stadyumu’na gitsinler. Ben kendi payıma güzel ve berrak ve heyecanlı bir iki saat geçirdim, orada.”