ali dia

Ali Dia: Bir telefonla Premier Lig’de oynamak

Arda Gel


Bizi takip eden okuyucularımız hatırlayacaktır, daha önce sitemizde Carlos Kaiser’in 20 yıldan fazla süren profesyonel futbol yaşantısında ayağına hiç top değmeden kariyerini tamamlamasının enteresan öyküsünü paylaşmıştık. Bugün yine benzer bir hikâyeye yer vereceğiz fakat bu sefer futbolcuların yaşantısına özenmekten başka bir amacı olmayan Carlos Kaiser yerine endüstriyel futbola atılmış bir çalımın kahramanı olan Ali Dia’dan bahsedeceğiz. Hikâyenin iki kahramından ilkini açıkladık, diğer kahraman ise hepimizin yakından tanıdığı bir isim. Şükrü Saraçoğlu Stadı’na diktiği Galatasaray bayrağıyla hafızalarımızda yer eden İskoç teknik adam Graeme Souness.

1995-1996 sezonunda takımın başına İskoç teknik adam Graeme Souness’i getiren Galatasaray, o sezon beklediği performansı gösteremedi. Ligi dördüncü sırada bitiren Galatasaray için sezonun tesellisi Türkiye Kupası’nı Fenerbahçe’yi finalde geçerek kazanmasıydı. O dönem kupa finali rövanş usulü iki maç şeklinde oynanıyordu. Yukarıda zikrettiğimiz meşhur bayrak sahnesi de kupa finalinin rövanş maçında gerçekleşmişti. Ligde oluşan bu tablo ile Souness’in Türkiye macerası sadece bir sezon sürüyor ve İskoç teknik adam Premier Lig’de mücadele eden Southampton’ın başına geçiyordu. Hikâyemizin esas kahramanı Ali Dia ise 20 Ağustos 1965 yılında Senegal’de doğmuş, Fransa, Finlandiya’da amatör kulüplerde futbol oynamış. Almanya’da ise VfB Lübeck formasıyla 45 dakikalık bir Bundesliga 2 deneyiminden sonra soluğu İngiltere’nin bölgesel lig takımlarından Blyth Spartans AFC’de almış. Bu takım, 1899 yılında kurulmuş fakat çağdaşları gibi bir efsaneye dönüşememiş bölgesel liglerde boy gösteren bir kulüp olarak kalmış.

Her şey bir telefonla başladı...

Birbirlerinden farklı düzlemlerde olan fakat aynı tutkunun peşindeki bu ikilinin tanışması için bir telefon ve sağlam bir referans yeterli olur. Günün birinde Graeme Souness’in telefonu çalar, arayan kişi kendini George Weah olarak tanıtır. Yani arayan kişi ileriki yıllarda Afrika’da yüzyılın futbolcusu seçilecek olan söz konusu dönemde de Milan formasıyla fırtınalar yaratan efsanevi Liberyalı golcüdür. Bu ikilinin arasında özetle şu konuşma geçer. Weah, Souness’in forvet hattında Matt Le Tissier’e bir tamamlayıcı aradığını bilmektedir. Daha önce PSG’de forma giymiş aynı zamanda milli takım tecrübesi de olan kuzeni Ali Dia’yı Southampton’a önermektedir. Şimdi burada durup empati kuralım: Devasa bütçeli takımlara karşı dünyanın en iyi liginde yarışan orta halli bir futbol takımını yönetiyorsunuz ve dünyanın en önemli golcülerinden biri size bir isim öneriyor. 1996 yılındasınız ve bilişim sistemi size ayrıntılı veriler sunacak durumda değil. CM ve FM serileri henüz yok, ki olsa da ne Nikiforenko’lar sevdik zaten hiç yoktular. Dolayısıyla bu transfere atlarsınız, Souness’te böyle yapıyor.

Kulübe davet edilen Ali Dia ile iyi bir kontrat yapmak isteyen Souness, dönemin Southampton yöneticilerinin direnciyle karşılaşır. Muhtemeldir ki yöneticiler haklı olarak Souness’in kendine sormadığı şu soruyu düşünmüşlerdir. 31 yaşına gelmiş PSG’de ve milli takımda oynamış bir futbolcunun bize bu şekilde transfer olması normal mi? Nihayet makul bir çözüm bulunur ve Southampton Ali Dia ile bir aylık bir kontrat imzalar. Ali Dia Southampton ile antrenmanlara çıkmaya başlar fakat garip olan bir şeyler vardır. Kimsenin dile getiremediğini forvetteki partneri Matt Le Tissier dışa vurur:

“Bir oyuncuyu koşusuyla değerlendirmek istemem ama gördüğüm en korkunç şeylerden biri.”

Southampton formasıyla ilk performans

Souness şanslıdır çünkü lig maçından önce yeni yıldızını deneyeceği bir hazırlık maçı vardır. Southampton Rezerv takımının, Arsenal Rezerv takımıyla yapacağı maçta Ali Dia’yı oynatıp hem performansını görecek hem de yıldızını lig öncesi hazırlamış olacaktı. Fakat Ali Dia, Souness’ten daha şanslıdır çünkü bu maç yoğun yağış nedeniyle oynanmayacaktır. Bu aynı zamanda Ali Dia’nın performansının herkes için sürpriz olması demekti. Tüm bunlar bir etken olmuş olacak ki Souness, Leeds United ile yapacakları lig maçına tek forvet olarak Matt Le Tissier’le başlamaya karar vermişti. Ali Dia’da esame listesinde kendine yer bulmuştu.

The Dell Stadyumu’nda 15000 civarında seyirci önünde oynanan maç 0-0 eşitlikle devam ederken dakikalar 33’ü gösterdiğinde Southampton sakatlık dolayısıyla zorunlu bir değişiklik yapmak zorunda kalır. Çıkan oyuncu 7 numara Matt Le Tissier giren oyuncu 33 numara Ali Dia.  Herkesin merak ettiği yeni transfer sahada yaptıkları ile herkesi şaşırtır. Çünkü her halinden bu seviyede olmadığı bellidir. Saha içerisinde kendini gösterdiği tek an sağ kanattan koşarak ceza sahasına girmesi ve aldığı pası zayıf denebilecek bir vuruşla kalecinin üzerine nişanlaması olur. Souness, Ali Dia’ya maç sonuna kadar dayanamaz ve dakikalar 83’ü gösterdiğinde yerine Ken Monkou’yu oyuna alır. Maç Leeds United’in 2-0’lık galibiyetiyle sonuçlanır. Maç sonunda Matt Le Tissier’in Ali Dia ile ilgili sorulan soruya verdiği cevap maç performansının özeti gibidir.

“Sahada onu izlemek, buz üzerinde koşmaya çalışan bir ceylanı izlemek gibiydi. Utanç verici bir performans sergiledi.”

Madalyonun öteki yüzü

Bütün bu olanlardan sonra, Souness’i arayıp kendisini Weah olarak tanıtan kişinin Dia’nın arkadaşı olduğu ortaya çıkar. Tabi milli takım ve PSG kariyeri de aynı yalanın parçasıdır. Olay ortaya çıkınca Southampton taraftarları onun için “Ali Dia, He’s a Liar” (Ali Dia o bir yalancı) sözlerinden beste yapar. Bir aylık olan sözleşmesi hemen feshedilir. Tüm bunlara rağmen günün sonunda kazanan Ali Dia’dır. Çünkü amacına ulaşmıştır. O bir mültecidir ve amacı Avrupa’da kalabilmektir. Northumbria Üniversitesi’nde okuması için gereken çalışma iznini ve okulun bursu için gerekli olan parayı bu sözleşme sayesinde elde etmiştir. Ali Dia daha sonra geçimini karşılaması için gereken parayı da futbol oynayarak kazanır. Southampton kariyerini kendine bir özgeçmiş olarak hazırlayan Ali Dia, 1997 yılının şubat ayına kadar İngiltere’nin alt lig kulüplerinden olan Gateshead’de forma giyer. Bu kulüpte sekiz maça çıkan Dia, 2 gol kaydeder ve futbol kariyerini sonlandırarak okuluna döner. 2001 yılında Northumbria Üniversitesi İşletme Bölümünden mezun olur. Şimdi ne yapar bilinmez fakat endüstriyel futbolun merkezinde sömürücülere attığı bu küçük tokat hatırladıkça yüzümüzün gülme nedenidir.