honduras - el salvador

Orta Amerika’da bir futbol savaşı: Honduras – El Salvador

İsmail Sarp Aykurt


Apaga La Luz, ışıkları kapatın demek. Savaş esnasında sokaktan geçen biri böyle bağırıyor ürkeklikle. Bir yanda savaş var, öte yanda futbol maçı. Onlardan biri Honduras ve El Salvador arasında…

Tarihte futbol ile savaşı buluşturan ne olabilir ki diye sormadan edemiyor insan. İki kelimenin birbirine hiç yakışmadığı, birbirinden nefret etmesi gerektiğini bilsek de futbolun, rekabetin kimi zaman zirve yaptığı bir branş olduğu kadar,  sosyal ve siyasi olayları tetiklediği de bir gerçeklik. Ama savaş yine de fazla geliyor zihinlere…

1969 Temmuz ortalarında başlayan ve tam 100 saat sürecek bir savaşın son kıvılcımı futbol olunca insan irkilse de kabul etmek gerekiyor ki, El Salvador ile Honduras arasında gerçekleşen ve iki komşu ülkenin savaşmasıyla sonuçlanan bir tarihi de var futbolun. Ancak yine de eklemek gerekiyor. Futbol savaşı çıkartan son bir kıvılcım olsa da savaşın asıl sebebini sosyal olaylar belirliyor. Futbol ise nedense hep son noktayı koymakla meşgul.

Orta Amerika’nın yüz ölçümü bakımından en küçük ülkelerinden El Salvador, bu savaşın taraflarından birisi. Ciddi bir nüfus yoğunluğu olan ülkede “Tanrı, Birlik, Özgürlük” sloganı ile yaşamaya çalışıyor insanlar. 1970’lerde sağ ve sol çatışmalarının da olduğu ülkede 1979’da bir darbe girişimi sonucunda ülke cuntacıların eline kalıyor. Ama 70’lerin sonuna gelmeden 69’ların sonunda durmak gerekiyor. Komşu ülkelerle olan ilişkiler, hem savaşlar hem de futbol tarihinde özgün bir örnek olarak yer alıyor o zamanlar. Honduras ise şimdilerde “Özgür ve Bağımsız” sloganını kullanan bir cumhuriyet olsa da çok uzun yıllar bir İspanyol dominyonu olarak yaşamaya çalışıyor. Ancak çok açık, Honduras ve El Salvador’un İspanyol sömürgesi olma ve fakirlik tarihleri birbiriyle kesişiyor.

Savaşa doğru…

El Salvador ile Honduras’ı önce savaşın eşiğine sonra da savaşın tam göbeğine bırakan kimi koşullar var 1969 yazında. Tarıma bağlı bir ülke olan El Salvador’un toprak ağalarının köylüleri sömürmesi sonucunda köylülerin çok büyük çoğunluğunun topraksız kalması aslında sebeplerin başında yer alıyor.  Topraksız köylülerin bir çıkış olarak ülkelerinden hem daha büyük toprağa sahip olan hem de nüfus yoğunluğu açısından daha rahat edebileceklerini düşündüğü komşu Honduras’a geçmek istemeleri futbol savaşına giden hikâyenin başlangıcını oluşturuyor.

Bu göç sonucunda, yaklaşık 300 bin kişinin Honduras’a yerleşmesi, Honduras hükümetinin ekonomik kötü gidişin faturasını El Salvadorlu halka çıkarmasını sağlıyor. Aslında söz konusu göçün yasa dışı bir göç olsa da yıllarca Honduras hükümeti tarafından hoşgörü ile karşılandığı biliniyor. Bir çözüm önerisi olarak ortaya konulan ise bir toprak reformu oluyor. Bu reform, El Salvadorluların yerleştikleri toprakları Honduraslılara dağıtmayı dayatması ile iki ülke arasındaki ilişkileri ciddi bir gerilime sürüklüyor. Bir tarafta ülkeye yeniden dönecek olan El Salvadorlu köylüler, diğer tarafta El Salvador iktidarının ülkede çıkabilecek bir toplumsal hareketlilik korkusu… Karşıda ise Honduraslıların öfkesi ve hükümetin toprak reformu dayatması. Karşılıklı bir huzursuzluk ve karşıtlık türüyor 60’ların sonunda.

100 saatlik kıyamet

Her şey bu şekilde ilerlerken futbol devreye giriyor. Tüm bu gelişmelere paralel olarak 1970 Dünya Kupası finallerine katılmak için birbirlerine yeşil sahada da rakip olan El Salvador ile Honduras’ın akıbeti işte bu şekilde çiziliyor diyebiliriz.  8 Haziran’da gerçekleşen ilk maçı Honduras kendi ülkesinde, 1-0 kazanıyor. Dünyanın hiç ilgi duymadığı bu maç, Honduraslı taraftarların El Salvadorlu futbolcuların kaldığı oteli sarması, iddiaya göre kundaklama çabası, kalabalıkların pencerelere taş atıp sopalarla boş tenekelere vurması ya da tutuşan çatapatlar, korna sesleri ve düşmanca sloganlar ile anılıyor tarihte. Ancak şu bir gerçek Honduraslı taraftarlar çıkardıkları gürültülerle El Salvadorlu futbolcuların kaldığı otelde tüm psikolojiyi bozuyor.

Ancak bir gelişme var ki her şeyin önüne geçiyor El Salvador’da… Roberto Colduna 90. Dakikada Honduras’ın galibiyet golünü atarken, El Salvador’da 18 yaşındaki bir genç kız, Amelia Bolanias tarihi durduruyor. Ryszard Kapuscinski bahsediyor:

“18 yaşındaki Amelia Bolanias, El Salvador’da televizyonun başında oturuyordu. Ayağa fırladı, babasının tabancasının durduğu çekmeceye koştu. Sonra kendini kalbinden vurdu.”

Ertesi gün El Salvador gazetesi El Nacional şöyle yazıyor:

“Genç kız, vatanının yıkılışını görmeye tahammül edemedi”.

Tüm şehir bu yıkımdan sonra cenazeye katılıyor Salvador’da. Cenaze naklen yayımlanıyor televizyonlardan, bayrağa sarılı tabut askeri bir muhafız ile yürüyor. Ardından ülkesine dönen futbolculara ise muamele tahmin edilebiliyor. Alaylar, tükürükler ve yuhalamalar… El Salvador bu olayla daha da gerginliğin içine girmiş görünüyor.

Bu maçın rövanşı ise 15 Haziran 1969’da yapılıyor. El Salvador’daki gergin maç, futbolun konuşulamayacağı kadar çirkin bir tat bırakıyor. Maçı Flora Blanca Stadı’nda 3-1 Salvador kazanıyor ve durumlar bir diğer maça taşınıyor. Ama futbola ne hacet? Konuşulanlar arasında, bu kez Honduraslı futbolcuların kaldığı otelde yaşananlar var. Çürük yumurtalar, haykıran taraftarlar, kırık camlar, ölü fareler ve pis kokulu paçavralar… Amelia Bolanias’ın portreleri ile yürüyenler intikam naraları atıyorlar. Honduras milli marşı yuhalanıyor, ordu futbol sahasını kuşatıyor ve Honduras bayrağı yakılıp yerine bulaşık bezi çekiliyor, göndere…

Futbol işte o an tükeniyor. Honduras antrenörü kaybettikleri için kendilerini şanslı gördüklerini söylüyor. Tek düşündüklerinin bu ortamdan sağ salim çıkabilmek olduğunu ekleyerek…

Futbol Savaşı başlıyor

Gerginlikle geçen kısa bir aralıktan sonra 14 Temmuz 1969’da savaş resmen başlıyor. El Salvador ordusu sınır çizgisi boyunca Honduras’a saldırıya geçiyor. Tegucigalpo kentinde bombalama, zifiri karanlık ve sessizlik. Toplam 4 Honduras kenti bombalanıyor. Karşılıklar ise Honduras Hava Kuvvetleri’nden…

Futbol Savaşı 100 saat sürüyor. 4 bin ölü ve 12 binden fazla yaralının olduğu bu savaş bilançosu sonucu 50 bin kişi evi ve toprağını yitirirken, köyler imha oluyor, haritadan siliniyor.

Peki ya futbol, 3. maç?

Tarihe geçen 100 saat sonrası bu son maç Meksika’da tarafsız bir sahada yapılıyor ve kazanan silahlı 5 bin Meksika polisinin eşliğinde 3-2’lik skorla El Salvador oluyor. Maçı El Salvador kazansa da savaş berabere bitiyor. O dönemleri yaşayan bir gazetecinin anlattığı gibi aslında her şey, Latin Amerika’da:

“Latin Amerika’da futbol ile siyaset arasındaki sınır çok belirsizdir. Milli takımın yenilgisinden sonra düşen ya da devrilen hükümetlerden bir liste yapsaydık. Çok uzun olurdu.”