Ajax Hollandalılar ve Savaş

Svastika günlerinde futbol: Ajax, Hollandalılar ve Savaş

İsmail Sarp Aykurt


Simon Kuper dendiğinde akla ilk gelen şeyler arasında futbolun asla her zaman futbol olmadığı deyişinin gelmesi tesadüf değil. Evet, futbol tabii ki sadece futbol değildir ve olamaz da. O biraz gündelik hayattır, biraz muhalefettir biraz da tarihtir aslında. Kuper, bunu anlattığı kitabında okuru heyecanlandırır. Ancak Kuper’in futbolun asla sadece futbol olmadığı vurgusunu yaptığı başka bir çalışması daha var ve bu çalışma, bu tespiti gerçekten doğruluyor. Kuper, ‘Ajax, Hollandalılar ve Savaş / İkinci Dünya Savaşı’nda Avrupa’da Futbol’ isimli kitabında bizleri tarihsel bir yolculuğa çıkarıyor. Aslında kitap bir alternatif tarih okuması da sunuyor okuyucuya.

Bir Yahudi kulübü olarak anılan Ajax’ın ve Yahudilerin yakınlık duyduğu Hollanda’nın İkinci Dünya Savaşı esnasında gamalı haç taşıyan Nazilerle nasıl bir işbirliğine girdiğinin aslında kitaba sığdırılabildiği bir özetidir yaşananlar… Bu anlamda dramatik ve hüzün verici olduğu kadar bir tarih belgeciliğidir kitap.

Simon Kuper bir Ajax taraftarıdır ancak fanatik değildir. 1999 yılında çocukluğunu geçirdiği Hollanda’da araştırmalarından derlediği kitabı için yoğun bir hazırlığa girmiştir. Öğrendikleri ise onu mutlu etmez, aksine onu bir çelişkiye tahvil etmiştir. Nasıl olur da, Ajax futbol takımı tarihsel kodlarıyla hiç uyuşmadığı halde Nazilere karşı bir direniş göstermez, diye sorar kendisine. İşte kitap bu tarihin futbolla yoğrulan öyküsünü anlatır bizlere. Demiştik ya, futbol aynı zamanda tarihin ta kendisidir. Kitap bunun bir tercümesidir.

Anlatılan futbol değil, fazlası! 

‘Ajax, Hollandalılar ve Savaş’ kitabı sporun disiplinler arası bir işlev gördüğünü de kanıtlar. Tarih, siyaset, spor iç içedir. Kuper, kitabında o dönemleri ve İkinci Dünya Savaşı anındaki futbolu tariflerken Nazilerin futbolu nasıl da bir propaganda aracı olarak kullandığını sağ kalan ve döneme tanıklık etmiş olan kişiler üzerinden anlatır. Ancak bu olanlara futbolun merceğinden bakmayı da ihmal etmez.

Avrupa’nın o dönemlerde inim inim inlediği zamanlar olsa da futbol, futboldur. Oynanmaya ve izlenmeye devam eder. Ancak kitapta not edilecek bir diğer şey de futbolun tutkusuna eşlik eden dönemi ve yapılan hataları sorgulama ihtiyacıdır. Bu anlamda kitaba bir politik-polisiye havası da katılmıştır demek zorlama olmaz. Kitabın hemen girişinde Kuper, kitabı yazarken yüzlerce saat yardım aldığını söyler. Yani kitap uzun erimli bir çalışmanın sonucudur.

Beni etkileyen çok fazla an olsa da kitapta bir tanesini not etmenin iyi olacağı fikrindeyim. Kuper, kitabın bir bölümünde “Her kent, sokakları, anıtları ve futbol kulüpleri aracılığıyla kendisi hakkında bir öykü anlatır” der. Rotterdam ve Amsterdam’da dolaşır. Plantage Middenlaan üzerindeki beyaz sıvalı Hollandsche Schouwburg tiyatrosunda, Amsterdam’da ve artık tiyatro olmayan anıt olan bir yerde, duraksar. Turistler için şu dörtlük yazılmıştır:

Evde yalnızlığı ekip biçmişler

Korkuyla bekliyorlar gece

Askerler sarmış dört bir yanlarını

Tuzağa düşürülmüşler…

Kuper, bu dörtlüğün yalan olduğunu söyler. Çünkü Amsterdamlı Yahudilerin birçoğu evde oturup askerleri beklemez der, onun yerine Hollandalı polis memurları toplanırlar çünkü, notunu düşer.Ona göre, Hollanda polisinin ve genel olarak Hollanda devletinin katılığına Nazi işbirlikçisi Vichy Fransa’sı bile ulaşamamıştır. Kitap, futbol üzerinden bir savaş anlatısı içerir. Acıdır, anıtlar bile kimi yerde yalancıdır Amsterdam’da…

Futbolun tarihe tanıklığı...

Simon Kuper, bence futbol asla sadece futbol değildir sözünün pratiğini bu kitapta yapmıştır. İşbirlikçiler, gizli anıtlar, direnişler, tuhaf yalanlar, stadyumların yitik anıları…

Kitap sizi bir muhasebe yapmaya iter. Her ne kadar kitap hüzünlü bir öyküyü aktarsa da bunu futbol üzerinden anlatması eşsizdir. Kitabın sonunda ise tutkunun izlerini yakalamanız mümkündür. Özetle Kuper, Hollandalıların Amsterdam’da bir tuğla duvarının üzerinde yazan mesajına son derece ihtiyatlı yaklaşarak bitirir:

Tiranların önünde başını eğen halk

Canından malından fazlasını kaybeder

Işık söner sonra…

Kuper’in ‘Ajax, Hollandalılar ve Savaş’ kitabı futbolun tarihe tanıklığını ve kimi zaman şanlı bir direnişin, kimi zaman da alçaltıcı işbirliklerinin nasıl adresi haline geldiğini göstermesi açısından gerçekten önemli bir boşluğu dolduruyor.

Okumaya ve yeniden düşünmeye değer…