Johan Cruyff

10 maddede Johan Cruyff

Utku Gel


1) Hendrik Johannes Cruijff ya da bilinen ismiyle Johan Cruyff, manavlık yapan bir baba ile ev hanımı bir annenin çocuğu olarak 25 Nisan 1947’de Amsterdam’da dünyaya gelir. Futbol ve beyzbola küçük yaşlarda ilgi duymaya başlar. Henüz 12 yaşındayken babasını kaybeden Johan Cruyff, annesiyle hayata tutunmaya çalışır. Annesi, ailenin ekonomik yükünü karşılamak için Ajax’ın kulüp tesislerinde temizlik işçisi olarak işe başlar. Tabii futbola meraklı küçük Johan da soluğu sık sık kulüp tesislerinde alır. Bu sık ziyaretler, Ajaxlı antrenörlerin onu keşfetmesiyle farklı bir duruma evrilir. Johan Cruyff artık Ajax’ın altyapısındadır. Yetenekli ve gelecek vadeden bir futbolcu olduğunu kısa sürede kanıtlar ve 18 yaşındayken Ajax’la profesyonel sözleşme imzalayarak A takıma yükselir.


2) Johan Cruyff’un A takımda top koşturmasıyla Ajax’ın, Hollanda ve Avrupa’daki yükselişi de beraberinde gelir. Bu yükselişin temelinde Total Futbol’un mucidi olan kulübün teknik direktörü Rinus Michels ile Johan Cruyff’un yakaladığı uyum yatar. Cruyff, Total Futbol’un sahadaki öncülüğünü yapmakla kalmaz; Total Futbol’un gelişimine düşünsel olarak katkı sağlar, yorumlar getirir. Bu işbirliğine takımın diğer oyuncuları da uyum sağlar ve Cruyff, Temmuz 1973’e kadar formasını terlettiği Ajax’la 6 kez Hollanda Eredivisie Ligi şampiyonluğu yaşar, 4 kez de KNVB Kupası’nı (KNVB beker) kazanır. Cruyff, uluslararası alanda ise Ajax’la 1971, 1972 ve 1973 yıllarında Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nı (UEFA Şampiyonlar Ligi), 1972’de Kıtalararası Kupa’yı, 1972 ve 1973 yıllarında da UEFA Süper Kupa’yı kazanır. Hollanda Eredivisie Ligi’nin 66-67 sezonunda 33, 71-72 sezonunda ise 25 golle ligin gol kralı olan Cruyff; 66-67, 67-68, 69-70, 70-71 ve 71-72 sezonlarında düzenlenen KNVB Kupası’nda da gol kralı olur. Bu performanslar sonucunda Cruyff, 1971 ve 1973 yıllarında Avrupa’da Yılın Futbolcusu Ödülü’ne (Ballon d’Or) layık görülür.


3) Performansıyla göz dolduran ve adından söz ettiren Johan Cruyff, 14 numaralı formayla anılır. 14 numaralı formanın hikâyesi ise ilginçtir. Hollanda’da 1964-1970 yıllarında arasında maça başlayan futbolcuların 1 ile 11 arasındaki numaralarla sahaya çıkma zorunluluğu vardır ve Cruyff, bu süre zarfında Ajax’ta 9 numaralı formayı giymektedir. Ancak 30 Ekim 1970’de PSV Eindhoven ile oynanan maçta işler değişir. Takım arkadaşı Muhren 7 numaralı formasını bulamaz ve Cruyff, Muhren’e 9 numaralı formasını verir. Formasız kalan Cruyff ise sepette bulunan formalardan birini çeker. O formanın numarası 14’tür. İşte o 14 numara ile simgeleşen Cruyff, kariyerini daha yüksek bir noktaya çıkarmak ister.


4) 1973’te Cruyff için hem Real Madrid’den hem de Barcelona’dan teklif alan Ajax, Real Madrid ile anlaşmak ister. Ancak Johan Cruyff’un aklı ve vicdanı Barcelona’dan yanadır. Çünkü İspanya’da faşist diktatör Franco’nun yönetimi, dolayısıyla Real Madrid’le bağı sürmektedir. Yeşil sahalardaki kalıpları Total Futbol’la yıkan Johan Cruyff, ‘Kral’ın Takımı’nı reddederek Barcelona’yı tercih eder. Bu tercihini ise yıllar sonra bir röportajında şöyle açıklar:

‘’Hiçbir zaman Franco ile bağlantılı bir kulüpte oynamam. O dönemde bir Katalan ekibinde yer almak bir meydan okumaydı ve Barcelona bir kulüpten fazlasıydı.’’


5) Cruyff’un diğer bir tercih nedeni de Ajax’ta, beraber harikalar yarattığı Rinus Michels’dir. Çünkü Michels, Barcelona’nın teknik direktörüdür. İkili, Ajax’ta yakaladığı uyumu Barcelona’da üzerine katarak sürdürür. O sezon Barcelona, La Liga’nın şampiyonu olur. Şampiyonluk yürüyüşündeki 5-0’lık Real Madrid zaferi hem Barcelona hem de Cruyff için unutulmazdır. Santiago Bernabeu’da 17 Şubat 1974’te oynanan El Clasico, bir maçtan çok fazlasıdır. Johan Cruyff maçı 1 gol, 3 asistle tamamlar ve zaferde büyük pay sahibi olur. Transfer sürecinde Barcelona’yı tercih etmesi, Real Madrid maçındaki performansı ve yeni doğan oğluna Katalanca bir isim olan Jordi’yi vermesiyle Johan Cruyff, Katalan halkının sevgisini kazanır ve unutulmazları arasına girer.


6) 1974 FIFA Dünya Kupası gelip çatar. O yıla kadar Hollanda Milli Takımı başarıya hasrettir. Bu hasret 1974 FIFA Dünya Kupası’nda zaferle sonuçlanmasa da en az onun kadar etki yaratır. Çünkü Cruyff’lu Hollanda Milli Takımı’nın performansı herkesi büyüler. Kupada, 19 Haziran 1974’te oynanan Hollanda-İsveç grup maçı 0-0 sonuçlanır. Hollanda, kupa boyunca sadece bu maçta gol atamaz. Ancak maça, Johan Cruyff’un İsveçli savunmacı Jan Olsson’u harika bir hareketle geçmesi damga vurur. İşte bu hareket, futbol tarihine adını ‘Cruyff Dönüşü’ olarak yazdırır. Cruyff, o hareketi Benim Oyunum kitabında şöyle anlatır:

“İsveç maçı 0-0 bitti ve maçtan hemen sonra söylediğim gibi, o kadar iyi oynayıp olumlu sonuç alamamak üzücüydü. Ama maç sonrasında herkes yaptığım hareketi, malum ‘Cruyff Dönüşü’ çalımımı konuşuyordu. Fikir bir anda kafamda çakıvermişti. Aldatmaca hareketlerini hep kullanmışımdır. Ama hiçbir zaman rakibimi küçük düşürmek için değil, soruna en uygun çözüm gördüğümden kullandım.’’

1974 Dünya Kupası finalinde maça kaptan olarak çıkan Cruyff’lu Hollanda, Batı Almanya’ya 2-1 yenilir ve turnuvayı ikinci olarak tamamlar. Buna rağmen 1974 Dünya Kupası Hollanda ile anılır ve Hollanda’dan ayrı düşünülemez.


7) Barcelona ve Hollanda Milli Takımı’ndaki performansı sayesinde 1974’te Avrupa’da yılın futbolcusu seçilen Johan Cruyff, Barcelona’nın formasını Temmuz 1978’e kadar terletir. O tarihe kadar kariyerine yeni başarılar ekler. 77-78 sezonunda Kral Kupası’nı kazanan kadroda yer alan Cruyff, 76-77 ve 77-78 sezonunda gerçekleşen Don Balon Ödülleri kapsamında La Liga’nın en iyi yabancı futbolcusu seçilir. Barcelona ile 78 maçta çıkar ve 28 gol, 4 asistlik performansla buradaki kariyerini noktalar. 1978’de Arjantin’de gerçekleşecek Dünya Kupası’na ise katılmaz. Nedenini 2008 yılında açıklar:

‘’Barcelona’daki evimde hem benim hem de ailemin elleri bağlanmıştı. Kafama silah dayanmıştı ve tehdit edilmiştim.’’


8) Rotayı ABD’ye kıran Cruyff’un ilk adresi Los Angeles Aztecs olur. Bu tercihi şaşırtıcı değildir. Çünkü Rinus Michels kulübün teknik direktörüdür. Cruyff, burada geçirdiği ikinci sezonda ABD’de yılın futbolcusu seçilir. 1980’de ABD’nin takımlarından Diplomats’a transfer olur. Bir sene sonra ise Levante’ye kiralanır. Kiralama süresi Haziran 1981’de biten ve Diplomats’a dönen Cruyff, 5 ay sonra Ajax’a transfer olur. O sezon Ajax, Eredivisie Ligi’ni şampiyon olarak tamamlar. Ajax, 82-83 sezonunda ise hem Eredivisie Ligi’nden hem de KNVB Kupası’ndan zaferle çıkar. O sezon, 5 Aralık 1982’de Helmond'a karşı oynanan maçta Ajax penaltı kazanır ve topun başında Cruyff vardır. Cruyff, penaltıyı arkadaşına pas vererek kullanır ve o penaltı stili, "Cruyff Penaltısı" olarak tarihe geçer. 1965-1973 ile 1981-1983 yılları arasında Ajax’la toplam 145 maça çıkan Johan Cruyff, 86 kez fileleri havalandırırken 41 de asist yapar. 82-83 sezonunun bitiminde Ajax’la sözleşmesi sona erer ve Feyenoord’a transfer olur. Yeni sezonda Cruyff’lu Feyenoord önce Eredivisie Ligi’nin şampiyonu olur, sonra da KNVB Kupası’nı kazanır. Feyenoord’la 36 çıkar ve 12 gol kaydeder. Sarı saçları ve çalımları nedeniyle "Sarı Fare" lakabıyla bilinen Cruyff 1984’te futbol kariyerini sonlandırır. Öte yandan Hollanda Milli Takımı’nda görev aldığı 48 maçta da 33 gol atar.


9) Cruyff, futbol yaşantısını sonlandırdıktan bir sene sonra Ajax’ın teknik direktörlüğüne getirilir. Cruyff yönetimindeki Ajax, 85-86 sezonunda KNVB Kupası’nı kazanır; 86-87 sezonunda da hem KNVB Kupası’nı hem de Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nı müzesine götürür. Ocak 1988’de Ajax’la yollarını ayırır ve aynı yılın Mayıs ayında Barcelona’nın başına geçer. İlk zaferi, 88-89 sezonunda kazanılan Avrupa Kupa Galipleri Kupası’dır. Ertesi sezon Kral Kupası Barcelona’nın olur. Bu süre zarfında Cruyff, Barcelona’nın altyapı akademisi olan La Masia’yı ayağa kaldırma görevini üstlenir. Cruyff’un La Masia’daki amacı Total Futbol’u sportif ve düşünsel boyutuyla öğrenen Barcelona kültürüyle harmanlanmış futbolcular yetiştirmektir. Cruyff, öte yandan temsilcisi olduğu Total Futbol’u Barcelona’ya uyarlamaya çalışır ve meyvelerini toplamaya 90-91 sezonuyla başlar. O sezon Barcelona, La Liga şampiyonu olur. 91-92 sezonunda ise Barcelona fırtına gibi eser. La Liga’nın şampiyonu olur, İspanya Süper Kupası ve Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazanır. Barcelona, bir sonraki sezon da La Liga’yı şampiyon olarak tamamlar ve sezonun devamında önce İspanya Süper Kupası’nı kazanır, sonra da UEFA Süper Kupa’nın şampiyonu olur. Barcelona fırtınası dinmez. 93-94 sezonunda La Liga şampiyonu olan Barcelona, 94-95 sezonunda da İspanya Süper Kupası’nı müzesine götürür. Barcelona’da topu ayağında tutan sistemin ve tiki-taka futbolunun kurucusu olan Johan Cruyff; Total Futbol’un takımını yaratır ve Barcelona’nın bugünkü futbol anlayışının temelini atar. Bu mirası bıraktığı Barcelona’dan 1996 yılında ayrılır.


10) 1999’da Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu (IFFHS) tarafından ‘Yüzyılın Avrupalı Futbolcusu’ seçilen Cruyff, futbola dair fikirlerini Hollanda’da açtığı mini futbol sahalarında sürdürür. 2004’te yılında hazırlanan ‘FIFA 100’ün (En İyi 100 Futbolcu) listesinde yer alır. 2011 ile 2015 yılları arasında ise Ajax ile Chivas kulüplerinin teknik ekiplerinde çeşitli görevler yapar. 2015’in Ekim ayında akciğer kanserine yakalan Johan Cruyff, 24 Mart 2016 tarihinde hayatını kaybeder. Dünya futbolu ama daha özelinde Hollanda için büyük bir kayıptır. Öyle ki Hollanda’daki televizyon kanalları Cruyff’un ölüm haberiyle yayınlarını keser ve Cruyff için özel yayınlar yapar. Yetenek, teknik, taktik ve disiplin gibi modern bir futbolcuda olması gereken tüm özelliklere sahip olan Cruyff, dünya futboluna miras olarak felsefesini yani Total Futbol’u bırakır. Onu da şöyle izah eder:

‘’Futbol basittir. Ama basit futbol oynamak kadar zor bir şey yoktur.’’