majid mususi

Yeşil-beyaz bir sihirbaz ve mucit: Majid Mususi

İsmail Sarp Aykurt


Majid Mususi 1967 yılında Uganda’nın başkenti Kampala’da dünyaya geldiğinde kimse onun önemli bir futbolcu olarak parlamasını beklemiyordu. Bir mucit olması ise onun yaratıcı yeteneğinin ortaya çıktığı Bursaspor dönemlerine denk gelmişti. Taraftarın ona gönlünü kaptırması, yıllarca hatırlanacak bir jenerik gol sevincinin Bursaspor tribünlerinden, taa şehrin en ücra köşesine kadar taşınması onun sempatikliği ve üretkenliği ile açıklanabilirdi anca.

Hayaller kıtasından Avrupa’ya uzanan serüven

Majid Mususi, birçok Afrikalının kurduğu ortak bir hayalin peşinden gitmişti. Bu hayal, kimi zaman bizleri de çepeçevre saran futbolcu olabilmenin verdiği o büyük hazın içinde gizliydi. ‘Acaba’ sorularıyla çıkılan yolda fena sayılamayacak bir mesafe almış, daha 15 yaşındayken yerel takımlardan Mulago’da başladığı futbol hayatı onu büyük takımların radarına sokmuştu. Bir sezon Pepsi takımında yer aldı ve ardından ligin en güçlü ve popüler takımlarından SC Villa’ya katıldı. Burada yaşadığı 6 lig şampiyonluğu ve bu şampiyonluklardaki yadsınamayacak payı kendisini daha da yukarılara itmeyi başardı. Artık Mususi'nin hedefinde yurt dışı da bir seçenek olarak belirmeye başlamıştı. Özellikle o dönemde Villa takımıyla kıta çapında kazandığı başarılar ve 1991 yılında Afrika’nın en büyük futbol organizasyonu olan CAF Şampiyonlar Ligi’nde kazandıkları ikincilik onun için bir ilk oldu. Takımını finale getiren oydu; 90. dakikada attığı o gol, kendisine daha sonra layık görülecek olan lakabın da haberini veriyordu: Sihirbaz!

Sihirbaz, kaldığı yerden devam etti takımıyla. 1992’de yine bir ikincilik kazandılar ancak bu kez Afrika’nın iki numaralı kupası olan CAF Kupası’nın ilk senesine denk geldi bu başarı. Afrika’ya özgü ve yerel sayılabilecek olan kupalarda da hep boy gösterdi Mususi. Attığı goller, gol bulma ve yaratıcılık becerisi sayesinde dikkatleri yeniden üzerinde toplamaya başladı. Adeta bir ‘cazibe merkezi’ idi o zamanlar Afrika’da. Sihirbazdı ama fiziksel olarak da ünlü Boksör Mike Tyson’a çok benziyordu. Çevresindekiler de boş durmadılar ve ona bir lakap daha buldular. Tyson, yeni lakabı oldu Mususi’nin. Fiziksel olarak benziyordu benzemesine ama aynı zamanda onun gibi çabuk ve bitiriciydi de…

Ancak artık Afrika’yı terk etmenin vakti gelip çatmıştı. İlk yolculuğu 1992’de Fransız ekip Rennes’e oldu. Bu ilk yolculuk başka bir ‘ilk’i de doğurdu ardından. Majid Mususi, Uganda’nın Avrupa’da oynama şansı bulan ilk profesyonel futbolcusu olmuştu. Rennes o dönemler her ne kadar 2. Lig’de mücadele etse de kadrosunda o dönem genç ve fakat geleceğin meşhur futbolcuları skalasına tırmanacak olan isimleri barındırıyordu. Mesela, bunlardan birisi Sylvain Wiltord’du. Mususi yeni takımında 32 maçta 12 gol atarak kendisini kanıtladı. Bir sezon sonra 1. Lig’e çıkan Rennes’de daha az süre alsa da, takımına 4 gollük bir katkı sağlıyordu. Ama işler sanki başka bir seçeneği zorlar hale gelmişti.

Türkiye'de coşkulu bir yürüyüş

1994-1995 sezonu Majid Mususi’nin kariyerinde bir ‘atılım’ yılı oldu. Efsane kadrolarından birini oluşturmanın arifesinde olan Bursaspor’un gündemine gelen Mususi, Coulibaly’nin transferi suya düşünce Bursaspor’un hedefine girdi. Mususi yeşil beyazlılara geldi ve ilk senesinde 27 maçta ilk 11’de yer buldu kendisine. Ağları sarsmasının yanında sempatikliği ve dinamizmi ile oluşturduğu atmosfer ise Bursaspor tribünlerinin sevgilisi olmaya itti onu. O, bunu reddetmedi ve kendisi ile anılmaya devam eden bir gol sevincinin mimarı oldu.

Baliç, Ercüment, Selim, Gançev ve Şaban gibi önemli oyunculardan kurulu Bursaspor’un o dönem katıldığı UEFA Inter Toto Kupası’nda gösterdiği performans göz kamaştırıcıydı. Yine o dönemin önemli takımlarından Alman Karlsruhe takımı ile yapılan bir maçta parlayan Mususi, attığı golden sonra çizgi üzerine koştu ve ünlü ‘Timsah Yürüyüşü’nü gerçekleştirdi. Ercüment, Baliç, Mususi üçlüsü yetmezmiş gibi şimdi de ‘Timsah Yürüyüşü’ bir ekole dönüşüyordu Bursaspor için… Ona ilginç gol sevinci sorulduğunda şu yanıtı veriyordu:

‘’Bu sevinci Fransa'da oynarken gördüm. Bursaspor camiası tarafından bu kadar benimsenmesi beni çok mutlu etti.’’

Timsah, o günden sonra Bursaspor’un sembolü olurken, timsah yürüyüşü gol sevinci olarak akıllara kazınıyor, Mususi ise bir Bursaspor efsanesi mertebesine yükseliyordu.

Majid Mususi’nin Bursaspor’da geçirdiği ikince sene 15 gollük bir katkı ile geçti. Ancak son senesinde antrenörü İngiliz Gordon Milne ile yaşadığı ayrışmalar, 13 maçta 7 gol atmasına rağmen, onu takımından kopardı. Sebep, ‘yabancı kontenjanı’ oldu. Sonraki durağı Çanakkale Dardanel oldu ve 3 sene top koşturduğu Çanakkale Dardanel macerasından sonra Türkiye kariyeri son buldu. Türkiye’de yaşadığı futbol kariyeri ise 153 maçta attığı 60 gol ile akıllara kazındı. Düşkünlükleri ve sebep olduğu ölümlü olay yüzünden ülkesinde hapis yattı, HIV virüsü kaptı ve alkol bağımlılığı yaşadı. Ülkesine döndüğünde karşılaştığı olaylar futbol kariyerini de etkiler hale geldi. Yeni birkaç takımda oynadı, şampiyonluk kazandı ve 2004-2005 sezonunda ülkesi Uganda’da emekli oldu.

Majid Mususi, Uganda milli takımında en çok gol atan, Uganda liginde en çok gol krallığı yaşayan ve Avrupa’da en çok gol atan Ugandalı futbolcusu ve her şeyden öte Bursaspor’un bir efsanesi olarak Aralık 2005’te AIDS’e bağlı böbrek yetmezliğinden hayata veda etti.

Şimdilerde ise ayrılmaz iki sembol olarak timsah ile Mususi, Bursaspor için hala aynı coşkuyu ve görkemli maziyi hatırlatmayı sürdürüyor.